Takvim
Hava Durumu

ERTELEME ALIŞKANLIĞI

Bugün yapılması gerekeni yarına atmak, şimdi yapılması gerekeni sonraya ertelemek zaman zaman hepmizin yaptığı bir şey, hatta bazen gerekli de olabilir. Burada bahsedeceğim erteleme ise yüksek önceliği olduğu halde ertelemeyi tercih ettiğimiz durumlarla ilgili olacak. Hani bazı kararlar elimize zihnimize yapışır, bir türlü uygulamaya geçemeyiz. Ya da bazı kararları hayata geçirmeyi bir türlü gerçekleştiremeyiz . Biliriz ki, bu hayatımız için önemli, gerekli, bir an önce yapılması lazım. Ama bir şekilde bir türlü başlayamayız. Başlayamadığımız için de içten içe huzursuz da oluruz aslında. Bir projeye başlamak, öğrenci arkadaşlarım için bir ödeve, çalışmaya başlamak, diyete başlamak, iş değiştirmek, işle ilgili bir adım atmak, diyete başlamak, spora başlamak, aklınıza gelen her konu olabilir.

Kronik (uzun süredir devam eden, tekrarlayan) ertelemenin pek çok kişiyi etkiliyor. 2005’te yapılan bir uluslararası araştırmada (Amerika, Avustralya ve İngiltere’yi kapsayan) erteleme ve yetişkinler arasında ilişkiye bakılmış. Bu araştırmaya göre erteleme davranışında kadın erkek ayrımı yok. İki cinste de benzer oranlarda görülen bir davranış. 1998’de üniversite öğrencileri arasında yapılmış olan bir başka araştırmaya göre ise öğrencilerin yaklaşık yüzde ellisi ertelemeyi hayatlarını orta veya ciddi düzeyde etkileyen bir sorun olarak tanımlamışlar.


Yine üniversite öğrencilerinin katıldığı 2000’de yapılmış başka bir çalışmaya göre erteleyenler geçmişteki başarı ve başarısızlıklarına o kadar odaklanmış oluyorlar ki gelecekleri için hedef koyma ve bu hedef doğrultusunda gitmekte zorlanıyorlar. Benzer biçimde Spector ve Ferrari isimlerindeki uzmanlar bu durumu “erteleyenler anıları ile o kadar ilgililer ki, geleceğe yönelmekte zorlanıyorlar” diye tanımlıyorlar.

Bu basitçe bir tembellik hikayesi değil aslında. Oldukça da yaygın bir sorun. Evet erteleme hoşumuza gitmeyecek, bizi rahatsız edecek bir duygusal durumdan kaçınarak, kendimizi bu keyifsiz duygulardan koruma amaçlı bir davranış olabilir. Örneğin ödev hazırlamak yerine televizyon seyrederek, ödevi hazırlarken ne çok şey bilmediğinizi fark etmenin rahatsızlık verici duygusundan kaçınıyor olabilirsiniz. Ama kökü çok daha derinde olan bir sıkıntı da olabilir.

Başarısızlık korkusu ve kaygı bunlardan biri. “Ya yaptığımda sonuçlardan memnun kalmazsam”, “ya uğraşır uğraşır da beceremezsem”, “ya başarısız olursam”  düşünceleri sizi durduruyor olabilir. Eğer kişi yapması gereken şeyi yaparken alma ihtimali olumsuz yanıtı veya zihnindeki başarılı olma şemasına ulaşamamayı benlik saygısına veya değerine yönelik tehdit algılıyorsa o zaman erteleme yoluna gidebilir. Örneğin, hoşlandığı bir kadını birlikte kahve içmeye davet edecek bir adam, ya teklifi kabul edilmezse korkusu ile sürekli aklından geçen bu teklifi erteleyebilir. Çünkü karşıdan alacağı olumsuz yanıt, kendisinin çekici olmayan bir erkek olduğu yönünde bir düşüncesi varsa bunu onaylayacaktır.

Bir kişi veya kişilere duyulan öfke, işler ertelenerek ifade edilebilir. Örneğin eşinizin sizden sürekli talep ettiği bir işi erteliyorsanız bunun bir nedeni ona bir konuda duyduğunuz kızgınlık olabilir. Ancak davranışınızın olumsuz sonuçları sizi de etkileyecektir. Ya da ergenlik çağındaki kızınız onca ders çalış demenize rağmen çalışmıyorsa, onu küçük bir çocuk yerine koyduğunuz için (ya da başka bir nedenle)  size tepki olarak çalışmıyor da olabilir. Bu tür bir ertelemede hedef bir başka kişi olsa da ertelemeyi yapan kişi de bu davranışının olumsuz sonuçlarından etkilenecektir

Belirli kişilik tiplerine ve özelliklerine sahip bireylerin ertelemeye daha yatkın olduğu düşünülmektedir. Paradoksal gibi gelse de mükemmeliyetçi kimseler buna bir örnektir. En iyisin yapamayacakları endişesi ile ya da yapılması gerekene aşırı bir anlam yükleyerek harekete geçmekte zorlanabilirler.

Bir düşünün, aslında kendinizi çok da iyi hissetmeyerek kaç defa “ben böyle iyiyim” dediniz. Mesela; işinizden veya çevrenizden memnun olmayabilirsiniz. Yeni arkadaşlar edinmek, hayatınıza renk katmak istiyor olabilirsiniz. Ama karşınıza bir fırsat çıktığında fırsatı ertelemeye çalışırsınız (ne yazık ki hayatta pek çok fırsat ertelenemez). Değişimin getireceği belirsizlikten hepimiz çekiniriz. Ama ne kadar çekindiğimiz hayatımızı nasıl yaşadığımızı belirler.

Konuya devam edecek miyim? Tabi ki edeceğim :)

Konuyla ilgili youtube videolarım:

http://www.youtube.com/watch?v=qzPys0PU-EQ

http://www.youtube.com/watch?v=recH_CafoEw

 

Saat